Koronavirüs salgını, sosyal medya çağında yaşadığımız ilk salgın değil. Ondan önceki on yıl içinde en az üç uluslararası pandemi daha meydana geldi. 2009 H1N1 (domuz gribi) salgını, 2013 Ebola salgını ve 2016 Zika salgını. Fakat on yıl önce, sivil toplum kuruluşları (STK) riskleri çevrimiçi olarak iletmek için yeterli donanıma sahip değildi. O zamanda insanlar bilgi ve yönlendirmeyi aramak için sosyal medyayı kullandılar, ancak güvenilir olmayan ve/veya gayri resmi kaynaklar bu dönemlerde daha yaygın olduğu için doğru bilgilere daha nadir ulaşabildiler.

Pandemi dönemlerinde 2014 yılında geldiğinde henüz Ebola salgını sürerken, sağlık kuruluşları kampanyalarını başlatmak için çok daha hazırlıklıydılar ancak sosyal ağlar kötü niyetli oyuncuları tanımlamakta ve yanlış bilgilerle uğraşmakta zorluk çekiyordu. Bugünlerdeyse çok büyük ilerlemeler kaydettik. Sosyal ağlar işlevsellikleri açısından olgunlaştı, büyük organizasyonlar online (çevrimiçi) iletişimde daha iyi hale geldi. Bu durum önceki salgın dönemlerindeki yanlış bilgi yayılımı ve kötü niyetli kaynakların tespitini yapılabilir kıldı. 

Doğrulanabilir bilgilerin kaynağı

2009 H1N1 salgını sırasında deneyimler edinen Çin, sosyal medyadaki koronavirüs durumu hakkında açık ve şeffaf oldu. İlk haberi takip eden günlerde, resmi Çin kaynaklarından doğrulanabilir bilgi eksikliği yoktu.

Birçok sağlık kuruluşu salgını kamuoyuna bildirmek ve paniği kontrol etmek için sosyal medyayı da kullandılar. Elbette bu, yanlış bilginin sosyal medya kullanıcıları arasında dolaşıma girmediği anlamına gelmiyor. Çin’in teknolojik olarak zayıflatılmasından, Çin’lilerin öldürülmesi için bir Amerikan komplosu olduğuna kadar bir çok komplo teorisi sosyal medyada dolaşıyor.

Fakat dev sosyal medya web siteleri bu yanlış bilgilendirme ve komplo teorisi izleme ile aktif olarak mücadele ediyor. Mesela Çin’de sansür konusunda deneyimli Çinli teknoloji devleri, bu tür yalanların yayılmasını önlemek için araçlarını iyi bir şekilde kullanıyor. Çin’in bir numaralı sosyal medya platformu WeChat’in yaratıcıları yanılgıları gidermek için popüler bir kontrol platformu kullanıyor. Twitter, Facebook ve Instagram gibi batı web siteleri de yalnızca doğru kaynakların güçlendirilmesini sağlamak için aktif olarak çalışıyor. İnsanlar bu platformlarda “koronavirüs” aradığında, son önceki pandemi dönemlerinde karşılaştıkları dayanaksız iddialarla karşılaşma olasılıkları daha düşük. Önceki yazımızda da sosyal medya platformlarının geniş şekilde sağlık örgütlerine ve saygın tıbbi hesaplardan gelen içeriğe öncelik verilmesi gerektiğini anlatmıştık.

Öncelik vermek önemli ancak bir de yalan veya doğruluğu ispat edilmemiş bilgilerin denetlenmesi ve elenmesi konusu var. Burada da sosyal medya platformları elemeler yapıyorlar. Örneğin reklam incelemeleri uzun sürüyor vs. ancak yine de sahte haber filtreleme algoritması mükemmel değil. Yığınların kullandığı ve her saniye milyonlarca içeriğin aktığı platformların yönetimi için teknolojinin organize şekilde kullanılması zaman alacaktır. Bu salgın dönemleri birçok alanda olduğu gibi burada da önemli bir deneyim olarak dönecektir.

Destek altyapısı

Koronavirüs döneminde sosyal medya da durumun iyileştirilmesine yardımcı oldu ve oluyor.

Bilim adamları işbirliği için sosyal medya araçlarını kullanıyor. Koronavirüs genomu salgın sırasında erken yayınlandı ve binlerce araştırmacının olası çözümleri, tedavileri ve açıklamalarıyla sosyal medyada beyin fırtınası yapmasına izin verdi.

Öte yandan kitlelerin bir fikir etrafında toplanması için önemli bir ortam oluşturan sosyal medya bir tür kolektif hareket edebilme alanı sağladı.

Bu gibi olayların psikolojik olarak işlenmesi ve hatta anlamlandırılması daha zor olabilir. İnsanlar belirli alışkanlıklar etrafında birbirleri ve toplumla (tanımadıkları kişilerle) sosyal medya aracılığı ile bir iletişim kuruyor. Canlı sohbetler yapabiliyor, yeteneklerini aktaracak tartışmalar başlatabiliyor. Örneğin salgını yenmiş biri, hastalara veya hasta olmayanlara deneyimlerini anlatabiliyor.

Önceki pandemilerin sosyal medya etkisinin kapsamı büyük ölçüde yanlış bilgilendirme olmasına rağmen, Koronavirüs salgınında sosyal medyanın bilgi yayımı ve kullanımı konusunda daha ileri bir noktada kullanıldığını görüyoruz.

Sosyal ağlar, sahte haberleri ve komplo teorilerini ele almak için yeni araçlar oluşturarak üzerlerine düşeni yapıyorlar. Bu noktada, pandemi döneminde doğru yönlendirmeler yaparak, yanlış bilgi yayımını engelleyerek, bilim insanları için topluluk oluşturma şansları yaratarak, hastalıkla ilgili deneyimlerin paylaşılmasını sağlayarak olumlu destek sağlıyor.

Marketing To Do List danışmanlığı, markanızın kitlenizle en doğru şekilde iletişim kurması için sosyal medyayı kullanmasına yardımcı olabilir.

Bize ulaşın: contact@marketingtodolist.com

“Sosyal medya, özellikle kriz zamanlarında durdurulamaz bir güç olabilir.”

E-Bültenimize üye olun.

İçeriklerimizi takip edin, pazarlama gözünüzü hep açık tutalım.

Teşekkürler. Formunuz bize ulaştı.
Bir hata oluştu. Lütfen tekrar deneyin.

İletişim ve kampanya duyuruları için Privacy Policy kabul ediyorsunuz.